Op.Dr. Muhittin ALKIŞ
                               muhittinalkis.com

       Kortikosteroid içeren, lokal anestezik içeren pomatlar, dışkıyı yumuşatan ilaçlar ve kan dolaşımını düzenleyici ilaçlar bu gruptandır. Bunların hepsi de bulguları geçici olarak azaltmaktadırlar. Ayrıca hastaların şikayetleri tamamen geçse dahi tekrarlama oranları %90-95 gibi son derece yüksek değerlerdedir.
E İlaçlar
HEMOROİDLER NASIL TEDAVİ EDİLİRLER ?
Skleroteropi (Sklerozan madde enjeksiyonu)
       Basur memesinin içine enjektörle memenin yol olmasını sağlayan bir madde verilmesidir. 1. ve 2. derece hemoroidlerde uygulanabilen ağrılı ve başarı oranı çok yüksek olmayan bir yöntemdir.

Lastik band ligasyonu (Bağlanması)
       Hemoroid memesinin bir lastik ile bağlanmasıdır. Sadece uygun hemoroidlerde uygulnabilen,  çok ağrılı bir yöntemdir.

Infrared koagulasyon (İnfrared ile yakma)
       1. ve 2. derece hemoroidlerde internal (iç) hemoroidlerde uygulanabilir.

Laser ile koagulasyon
       1., 2. ve bazı 3. derece hemoroidlerde uygulanabilir. Başarı oranları diğer yöntemlere göre daha iyi olmamakla birlikte reklam amaçlı kullanımla oldukça sık uygulanmaktadır.

       İlaçla tedavi ve cerrahi arasında kalan bu yöntemlerin ortak özellikleri sadece 1. ve 2. derece  ve bazı 3. derece hemoroidlerde kısıtlı şartlarda kullanılabiliyor olmalarıdır. Hemoroidler iyileşse bile nüks etme oranları yüksektir.



E Cerrahi dışı yöntemler

       "Hemoroid hastalığım var, doktorlar ameliyat olmam gerektiğini söylediler. Ama duydum ki ameliyatlar zormuş ve sonrası ağrılı imiş, pansumanları da çok zor oluyormuş." şeklindeki yakınmaları çevrenizde çoğu zaman duymuşsunuzdur. Bu yakınmalar son derece doğrudur. Bilinen klasik cerrahi girişimler hakikaten hasta için zordur.

       Ameliyat sırasında her ne kadar mükemmel anestezi yöntemleri ile bir şey hissedilmese bile ameliyat sonrası hastalar ciddi ağrılarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Pansuman gerekliliği bir başka korku sebebi olmakta, ayrıca iyileşme süresinin uzunluğu, normal hayata dönme süresinin uzunluğu ve  ameliyat sonrası kanamaların uzun bir müddet daha sürmesi klasik (konvansiyonel) ameliyatların negatif yönlerini oluşturmaktadır. Üstelik ameliyat sonrasında dahi hastalığın tekrarlama riski de yabana atılmamalıdır.

       Ancak günümüzde bu zorlukların hiç olmadığı cerrahi yöntemler mevcuttur.

       Bu yöntemlerden en belli başlıları HAL-Doppler ve PPH-Stapler (Longo tekniği) denilen yöntemlerdir.

       HAL (Hemoroidal Arter Ligasyonu)-Doppler denilen yöntem hemoroid (basur) memelerine giden atar damarların doppler ultasound cihazı kullanılarak bulunması ve bağlanmasıdır. Yöntem her ne kadar genel anestezi gerektirmeyen, ağrısız bir yöntem olmakla birlikte ameliyat sahasının hastayı rahatsız edecek bir bölge olması nedeniyle genellikle tercihimiz girişimin genel anestezi altında yapılmasıdır.

       Doppler ultrasound denilen bir yöntemle anüs yukarısında rektum denilen boşluk içinde hemoroidlere giden atar damarlar bulunmakta ve özel cihazlar yardımıyla bu atar damarlar bağlanmaktadır.

       Ameliyat sonrası hasta bir rahatsızlık ve duymamakta pansuman gerekmemektedir. Atar damarların kesin olarak bağlanması sonucunda kanamalar derhal kesilmekte hasta hemen normal yaşantısına dönebilmektedir. Tedavi sonrası tekrarlama olasılığı çok azdır.

       PPH-Stapler yöntemi (Longo tekniği) ise en bilimsel yayınlarda ve gözlemlerimizde kesin neticeyi veren yöntem olarak görünmektedir.

       Genel anestezi altında stapler denilen bir özel bir aletle hemoroidlere giden tüm atardamar ve toplardamarlar kesilerek titanyum kliplerle bağlanmaktdır. ameliyat sonrası kanama derhal kesilmekte, hastanın şikayetleri hemen sona ermektedir. Ameliyat sonrası hafif sızlama dışında ağrı olmamakta, pansuman gerekmemekte ve hastalar 2-3 gün içerisinde normal hayatlarına dönebilmektedirler.

       Yöntemin bir diğer üstünlüğü ise tedavi sonrası nüks (tekrar etme) oranlarının diğer bütün yöntemlere göre çok çok az olmasıdır.

       Bilimsel yayınlara, tecrübe ve gözlemlerimize göre PPH-Stapler yöntemi ameliyat kolaylığı, ameliyat sonrası ağrının azlığı, pansuman gerektirmemesi, normal hayata dönüş sürelerinin kısalığı ve takrarlama ihtimallerinin son derece düşük olduğu göz önüne alınarak cerrahi tedavi gerekliliği ortaya konmuş hemoroid hastalığı tedavisinde en uygun cerrahi yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.
E Cerrahi Yöntemler

E Hemoroid (Basur) Tedavisinde Genel Prensipler
       Öncelikle belirtmek isterim ki hemoroid hatalığı (basur) tedavisinde en önemli nokta hemoroidlerin oluşumlarının önlenmesidir. Bunun içinde beslenme alışkanlıklarının ve dolayısıyla barsak alışkanlığının düzene girmesi gerekmektedir. tıklayınız

       Ancak tedaviye karar verebilmek için de öncelikle  hastanın şikayetlerinin gerçekten bir hemoroid hastalığına bağlı olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Her ne kadar teşhiste bir genel cerrahi uzmanı doktorun muayenesi yeterli olsa da; bu muayene ile sadece anüs ve civarında bir hemoroid gibi belirti veren anal fissür (çatlak) veya anal fistül hastalıklarının ayırıcı tanısı yapılabilmektedir.

       Burada önemli olan nokta hemoroidlerin bazan bir başka hastalığın neticesi olarak  gelişmiş olabilecekleri gerçeğidir. Örneğin  iltihabi barsak hastalıkları denilen bir grup hastalık nedeniyle ya da bir kalın barsak kanseri neticesi oluşmuş olan bir hemoroid söz konusu olabilir. Bu hastalıkların olmadığı kanıtlanmadan hemoroid hastalığı tedavisine başlamak tıbbi olarak hatadır.

       Tüm bunların ayırıcı tanısının konması için rektosigmoideskopi denilen bir tetkikin hastalara uygulanmaşı şarttır. Bu tetkik anüsten rektoskop denilen bir cihazının gönderilerek kalın barsağn yaklaşık son 30-35 cm.'lik kısmının direk olarak görülmesidir.

       Tedavi rektosigmoideskopi tetkiki sonrasında başlamalı ve tedavi yöntemine karar verilmelidir.

       Hemoroidler her ne kadar cerrahi hastalıklar grubuna girse de bütün hemoroidlerde cerrahi girişimler(ameliyatlar) uygulanmamaktadır. Genel olarak 1., 2. ve 3. derece hemoroidlerde cerrahi dışı yöntemler denenmeli ve uygulanmalıdır.
       
       Ameliyat kararı sadece 4. ve bazı 3. derece hemoroidlerde gereklidir. Cerrahi yöntemle ameliyat edilmesi gerekli görülen bir hemoroid hastalığının diğer yöntemlerle tedavi edilmesi pek mümkün görülmemektedir.